Evliliğin Gayesi
EVLİLİK VE GAYESİ
Malumdur ki, kesret-i nesil herkesce matlubdur. Hiçbir millet ve hükümet yoktur ki, kesret-i tenasüle taraftar olmasın. Evet, dinimizde evliliğin en başta gelen gayesi, imanlı bir neslin yetiştirilmesi ve İslâm ümmetinin çoğalmasıdır. Bu hususta Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “izdivaç ediniz, çoğalınız! Çünkü ben kesretinizle (kıyamet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” buyurmuşlardır.
Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alaka yalnız dünyevi hayatın ihtiyacından, sadece cinsi arzusunu tatmin etmekten gelmiyor. Esası bu arzu ve ihtiyaca dayanan birliktelikler ve izdivaç İslami çevreler tarafından hoş karşılanmamıştır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, evliliğin gözü haramdan koruduğuna ve namuslu yaşamaya vesile olduğuna işaret ederek şöyle buyurur:
“Ey gençler topluluğu! İçinizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin! Çünkü bu, gözü (haramdan) koruyan, namuslu kalmaya yardımcı olan çaredir. Kimin de evlenmeye gücü yetmezse, (farz oruçlarından başka nafile) oruca (da) sarılsın. Çünkü o (oruç), kendisinin şehvetine ve nefsine hâkim olmasını sağlar.”
İslami bir evlilikte yakınlarını, akraba ve dostlarını çoğaltmak, bilhassa kadın için maddeten ve manen himaye en mühim sebepler olarak düşünülmelidir. Hilkaten zayıf ve nazik olan kadınlar kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğe muhtaçtırlar.
Evlilikte kesret-i nesil asıl gaye edilirken anne ve baba olacak insanlara da şefkat ve merhamet pınarlarından kaynayan bir çocuk sevgisi verilmiş ve bu sevgiyi tatmin edebilmek için sahih nikâh ile kurulmuş aile şartı konulmuştur.
Erkek ve kadının her birinin maddi, manevi zaaflarının karşılıklı olarak tamamlaması, birbirlerinde ruhi, kalbi, hissi ve şehevi sükûnet bulmaları da evliliğin beşeriyeti kemale erdirmesinin hikmetlerindendir. Karı kocanın birbirlerinin iffet ve namuslarını tekmil etmeleri ve bunun neticesinde namus kavramının cemiyette hâkim olması ile neslin muhafazası da evliliğin gayelerinin en mühimidir.
Allah(c.c) kâinatı insan için, insanı da kendisi için yarattı. İnsan, yaratanını sevmek ve sevgisini ispat etmekle görevlidir. İnsan, bu sevgi ispatını Allah(c.c)’a ibadet ederek yapar. Evlenmek de ibadettir. Çünkü evlenmek Rabbimizin ve peygamberimizin isteğidir.
Andolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik Onlara da eşler ve çocuklar verdik
(Rad suresi, 38)
Şu dört şey peygamberlerin sünnetidir.
Hayâ, güzel koku sürünmek, evlenmek ve misvak kullanmak (Tirmizi Nikâh: 1)
Çünkü evlenmek, zinadan sakınmakta yardımcıdır. Çünkü gözü, kulağı eli, dili haramdan daha fazla sakındıran, namusu korumaya kalkan olan yegâne çaredir evlilik.
Çünkü evlenmek, aynı zamanda kapanmayacak bir amel defteri açmak demektir Yetiştirilen hayırlı bir evlat, ana-babanın defterine iyilikler yazdırmaya devam eder.
İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat (Müslim, Vasiyet14)
Evlenmek, yardımlaşmadır. Önceden hiç tanımadığınız bir kimse ile aynı mekânı paylaşırsınız. Sevdiğinizin sevdikleri, sevdiğiniz olur. Acılarınızı paylaşarak azaltacak, sevinçlerinizi paylaşarak çoğaltacaksınız. Evlilik, sevgiyle bağlanmaktır. Paylaşmayı ve fedakârlığı beraberinde getirir Zorluklar ve çileler çözemeyeceği bir düğümdür evlilik.
Hz. Aişe annemiz sıkça sorarmış iki cihan güneşine;
-Ey Allah’ın rasulü beni seviyor musunuz?
-Evet ya Aişe tabii ki seviyorum.
Hz. Aişe dahasını da merak ederek sorar:
-Beni nasıl seviyorsun?
Hz. Peygamber sevgi şeklini tanımladı eşine:
-Kördüğüm gibi.
Bu cevap Hz. Aişe’yi sevindirmişti. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Çözülmeyen, bitmeyen değişmeyen bir sevgi demekti kördüğüm.
Ara sıra sorardı annemiz kadınca bir ihtiyaçla canından çok sevdiği eşine;
_Ey Allah’ın rasulü kördüğüm ne âlemde?
Peygamberimiz de her defasın da aynı samimiyetle;
_ilk günkü gibi…
İşte sevme ve sevilme duygusunun karşılıksız beslendiği bahçedir evlilik. Evlilik sevdiğini mutlu etmek, aslında mutlu olmaktır. Eş sevgisinin yerini hangi sevgi alabilir?
Bebek sevgisinin yerini hangi sevgiyle doldurabilirsiniz?
Başınız sıkışsa, yanı başınızda yatan eşinizden daha yakın kim var?
Evlilik zenginliktir. “Hanımı olmayan adam yoksuldur, yoksul”
“Çok malı olsa da mı?”
“Çok malı olsa da”
“Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!”
“Çok malı olsa da mı?”
“Çok malı olsa da” (Buhârî)
Evlenmek, korunmaktır. “Ev”lenenler, sokaktan ve sokağın tehlikelerinden korunurlar Çünkü İslâm’da ev, temeli sevgi ile atılan, duvarları saygı ile örülen ve çatısı şefkat ile kaplanan bir mekândır. Böyle bir mekân, ana rahminden sonra en güvenilir yerdir. Atalarımız, ev için “yuva” derken bunu kasdetmişlerdir.

