Kadın’ın Beyanı Esas Olabilir mi?
Kadının beyanı esas olabilir mi?
Bir Müslümanın ölçüsü Allah’ın emrettiği ve Allah’ın katından bildirilen doğrular olması lâzımdır. Allah-u Teâlâ kadına verilmesi gereken bütün hakları vermiş. Kadının fıtratı itibarıyla ihtiyacı olan her şeye müsaade edilmiş yine fıtratı itibarıyla yanlışa düşeceği her mecradan uzak tutulmuştur.
Kadının en tabi hissiyatı olan sevilmek ve arzu edilmek hissi âlemlerin efendisi Peygamberimiz tarafından onun mübarek fem-i lisanı ile insanlara;
“bana dünyadan üç şey sevdirildi. Birisi gözümün nuru namaz, kadın ve güzel koku” diye ilan edilmiştir. Bunun manasını idrak edemeyen kadın bu denli muhteşem bir sevilmeyi de hak etmiyor ya da o muhabbete liyakat göstermiyor demektir. Resulünün lisanı ile insanlığa kadının en hassas meyli ve hissiyatı fani dünyanın fani muhabbetlerinin içerisinde baki bir muhabbet olarak namaz ile birlikte zikrediliyor.
Kadınlar erkeklerin eğe kemiğinden yaratılmıştır. Onu düzeltmeye kalkarsanız kırarsınız buyuran bir Peygamber öğüdü daha. Kadınların huy ve mizaçlarını erkeklerin kendilerine göre biçimlendirmesinin doğru olmadığını erkeğin kendi mizacına uygun bir eş seçerek aile saadetini elde edebileceğinin şifresini vermiş. Güzelliğine ya da harici bir özelliğine hayran olup şu, şu huylarını yahut kendisine uymayan göreneklerini evlenince değiştiririm diye düşünüp kadınlara eziyet edilmesinin önüne geçmesine rağmen kadın aynı hataya düşüp “ben onu evlenince adam ederim” kafasıyla yanlış seçimlerin bedelini hem kendine hem eşine hem çocuklarına ödetmek zorunda kalmıştır.
Allah-u Teâlâ İslam hukukunda dahi Kadının şahitliğini tek başına kabul etmemiş (istisnai birkaç mesele hariç onu da tek olarak değil başka bir kadının beyanı ile kayda almış). Yanında bir erkek beyanını şart koşmuşken beşeri sistemlerin kadına bu denli hürriyet verip kadının beyanı esastır deyip kadını tek başına iktidara getirmesi elbette hayra alamet değildir.
Bir mahlûka rabbinden başka kim daha fazla merhametli ve hakkaniyetli davranabilir ki?
Elbette hiç kimse…
O halde kadına bu şekilde hürriyet verenlerin gayesi maksadı nedir?
Tabi ki kadının elinden ayağının altına serilen cenneti çalmak isteyenler. Kadını yuvasından siperinden çıkarıp kullanılıp atılabilen bir meta haline getirmek isteyen zihniyettir. Bu zihniyet kadınların asıl hürriyetlerini, ekonomik ve cinsel anlamda özgür olmadan elde edemez diyen zihniyet ile aynıdır. Kadını sadece cinsel bir obje olarak gören ve onu yataktan yatağa, kucaktan kucağa bir zevk aracı kabul edenlerin tuzağıdır. Maalesef Müslüman kadınlar bu tuzağa düşmüşlerdir. Aile dağılmış çocuklar heba olmuş, cennet yerine açık bacakları ile arkasına sürüklediği erkekleri de cehenneme sürükleyen bir tuzak haline gelmiştir.
Zararın neresinden dönülse kardır diyerek bütün kadınlarımızı Allah’ın kendisine tanıdığı ve çizdiği hududu tekrar gözden geçirip tövbe edip yuvasına davet ediyoruz kadınlarımızı.

