İslam’da Kadın Hakları

 

 

İslâm güneşi doğmadan, Kur’ ân nuru insanlığı aydınlatmadan, Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (sav) beşeriyete hakikî insanlık dersini vermeden önce kadın, âdî bir eşya gibi bir meta gibi alınıp satılıyordu. Sadece kadına değil erkeğe de insan olarak değer veren ve onun bir fert olarak bütün temel hak ve hürriyetlerini veren, tanzim eden islam dini olmuştur.
Hak kelimesi Arapça sözlükte doğru, gerçek, sabit ve gerekli olan, batılın karşıtı, inkâr edilemez şey gibi anlamlara gelmektedir. Hak kavramı mal, mülk ve mevcut şeyler için kullanılır.
Günümüz âlimleri hakkın dört unsurundan bahsederler ki bunlar şöyledir:1. Hakkın sahibi: Kul hakları konusunda hakkın sahibi şahıstır. Mesela kocaya itaat edilmesinin gerekliliği hususunda hakkın sahibi kocadır. Allah hakları konusundaysa hakkın sahibi Allah’tır. Mesela namaz ve oruç gibi ibadetlerde durum böyledir. Bütün hakların sahibinin Allah olduğu, insanın haklarının da Allah tarafından verildiği unutulmamalıdır. Yaratıcı tek ve bir olan Allah’tır. Bu şekilde tevhid inancıyla insan yaşamı arasındaki bağlantı kurulur. Hak ve Hukuk insanlar için var olduğuna göre, insanlar arası ilişkiler ile insan-eşya ilişkilerinde kural olarak hakkın sahibi insandır. Dinin ve hukuk sisteminin yasakladığı şeyler, hakkın konusu olamaz. Gayri meşru şeyler üzerinde hak iddiasında bulunulamaz. Kocanın, hayız veya nifas halindeki hanımından cinsel yönden faydalanma talebinin meşru olmaması gibi. İslam hukuku dine dayanan bir hukuk sistemi olduğundan, hukukî alanda verilen bütün kararların (kazâen), dinî meşruiyete (diyaneten) dayanması gerekmektedir.
İslam hukukunda şahıs; “hakkın sahibi” veya başka bir tanımla “haklara ve borçlara ehil olan varlık” demektir. Bakın islam hak hususunda kadın ya da erkeği birbirinden ayırmıyor. İkisini de aynı ölçülerde “şahıs” olarak değerlendiriyor.
İslam âlimleri şahsı, gerçek kişi olarak düşünmüş ve genellikle emanet, ehliyet, zimmet, ahid, mükellef, taraf gibi kelimelerle birlikte ele almışlardır. Mesela ehliyet demek insan olarak haklara sahip olabilme ve borç altına girebilme demektir. Bu nevi ehliyetin temelini hayatta olma özelliği teşkil eder. Kadın ya da erkek olması ilgilendirmez. İslam, Anne karnında bir ceninin dahi hak ve hukukunu muhafaza eder. Bu sebeple kürtaj cinayet kabul edilmiştir. Hatta tecavüz neticesi dünyaya gelse bile bu ceninin öldürülmesi kesinlikle yasaktır. Çünkü islam’a göre beraati zimmet asıldır.
Bu denli hak ve hukuka ihtimam gösteren islam dini nasıl olurda kadını hak ve hukukundan mahrum eder.?
Tarih boyunca kadınlar insanlık hususunda, ifrat ve tefritten kurtulamamıştır. Mülkiyet ve miras gibi temel hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılmış, insanca yaşamasına fırsat verilmemiş. Kadın ancak İslâm diniyle lâyık olduğu değeri kazanmış, tarih boyunca aradığı huzur ve saadete ulaşmıştır. İslâmiyet kadın ve erkek münasebetlerinde ifrat ve tefrit uygulamasını kaldırmış, iki cins arasında tam bir denge ve ahenk kurmuş, gerçek adaleti tesis etmiştir.

İslâm Dîni, kadına, hiçbir sistemin veremediği müstesnâ bir makâmı sâhip kılmıştır. Hak-Hukuk bakımından eşit tutmuştur. Nitekim Cenâb-ı Hakk Kurân-ı Kerîminde:
“Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.“Bakara-228 buyurmuştur.
Allah, kadını da erkeği da Birbirine eşit yaratmıştır. Rabbimiz Hucurat-13. Ayette
“ Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. “ buyurmuştur
Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz de, “bütün insanlar (Kadın erkek) tarak dişleri gibi birbirlerine eşittir.“ [İbni Lal]
“Kadın erkek bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir kimsenin diğer bir kimse üzerine takvadan başka hiçbir üstünlüğü yoktur“ [Taberani, Ebu Nuaym] buyurmaktadırlar. Başka bir Hadiste:
Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye ve muhafaza etmeye dâvet etmekte ve bu konuda:
“Kadınların haklarını koruma husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir