Tafsili İman
TAFSİLİ İMAN: İnanılması lazım gelen şeylerin hepsine çok açık ve tafsilatlı bir şekilde inanmaya tafsili iman adı verilir. İmanın geniş şekli olan tafsili iman üç şekilde ayrılır:
- A) Hz. Allah’a ve Resulüne birde ahiret gününe iman etmektir. Burada icmali imana ahirete imanda eklendiği için ondan daha geniş olmaktır.
- B) Amentü de ifadesi bulunan Allaha, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kadere yani hayır ve şerrin Allah tan geldiğine öldükten sonra tekrar dirilip mahşere gönderilmeye iman etmek ve beraberinde kelime-i şahadet getirmekten ibarettir.
C: Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i şeriflerde Resulü Ekrem (s.a.v) efendimizin Allah’tan tebliğ ettiği tevatürle sabit olan şeylerin hepsine ayrı, ayrı Allah ve Resulünün istediği tarzdan ve genişçe iman etmektir.
Bu durumda namaz, oruç, hac ve diğer farzları, helâl ve haram olan davranışları öğrenip bütün bunların farz, helâl ve haram olduklarını yürekten tasdik etmek tafsili imanın üçüncü derecesini oluşturur.
Müslüman olmayan bir kimse, icmâlî iman ile İslâm’a girmiş olur. Bu iman üzere ölürse neticede cennete girer. Fakat tafsili iman ile Müslüman’ın imanı yücelir, olgunlaşır, sağlam temeller üzerine oturur. Bir insanın, Allah’ı ve O’ndan geleni gönülden tasdik ettikten sonra, Hz. Peygamber’in açıkladığı buyruk ve yasakları bütünüyle, farzı farz, haramı haram bilerek öğrenmesi, kabullenmesi ve uygulaması gerekir. Tafsili imanın üçüncü derecesi, zarûrât-ı diniye denilen ve inanılması zorunlu bulunan bütün inanç, ibadet, muâmelât ve ahlâk hükümlerine inanmayı içermektedir.

