Ehlen Ve Sehlen Ya Şehr-i Ramazan
İslam’ın beş şartından birini oluşturan orucun Müslümanların hayatında çok önemli bir yeri vardır. Hemen bütün dinlerde niteliği, zamanı ve biçimi farklı da olsa oruç veya oruca benzer bir ibadet var olmuştur. Bu, bazı dinlerde belirli bir süre yeme içmeden, cinsel ilişkiden uzak durma şeklinde eda edilirken, bazılarında da perhiz yapma ya da yalandan ve kötü sözden korunma gibi çeşitli tarzlarda yerine getirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de açıkça orucun önceki ümmetlere olduğu gibi Müslümanlara da farz kılındığı bildirilmektedir (Bakara 2/183–184). Hz. Peygamber de orucun İslam’ın beş temel esasından biri olduğunu açıkça beyan etmiştir.
Risale-i Nur müellifi Üstadımız Said Nursi Ramazan-ı Şerif hakkında şunları söylemiştir;
“Ramazan-ı Şerifteki savm (oruç), İslamiyetin erkan-ı hamsesinin ( beş esas şartın) birincilerindendir. Hem şeair-i İslamiyenin azamlarındandır. ”
“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mal, bire bindir. Kur’an-ı Hakim’in nass-ı hadis ile herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin, on değil bin ve ayet-ül Kürsi gibi ayetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerifin Cum’alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır.”
“Ramazan-ı Şerif’teki oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır.”
“Ramazan-ı Şerif; bu fani dünyada, fani ömür içinde ve kısa bir hayatta baki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder, kazandırır.”
“Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri; hem Cenab-ı Hakk’ın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine (toplumsal hayatına), hem hayat-ı şahsiyesine (kişisel hayatına), hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlahiyenin (Allah’ın verdiği nimetlerin) şükrüne bakar hikmetleri var.”
“Ramazan-ı Şerifteki oruç onbeş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır ve tahammül ve bir riyazettir ve bir idmandır. Demek, beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilacı da oruçtur.”
“Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer.”
“Ramazan-ı şerifte hayrı birden bine çıkan evradlarımızla meşgul olup ilmi derslerimizle bu cüz’i, geçici sıkıntılara ehemmiyet vermemeğe çalışmak büyük bir bahtiyarlıktır.”
“Ramazan-ı Şerifteki oruç; en gafillere ve mütemerridlere, za’fını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor.”
“Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki: Kendisi malik değil, memluktür; hür değil, abddir. Emir olunmazsa en adi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakiki vazifesi olan şükre girer.”
“Ramazan-ı Şerifte güya alem-i İslam bir mescid hükmüne geçiyor; öyle bir mescid ki, milyonlarla hafızlar, o mescid-i ekberin kuşelerinde o Kur’an’ı, o hitab-ı semaviyi Arzlılara işittiriyorlar.”
“Evet, bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, nass-ı Kur’an ile bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra bir hüccet-i katıadır.”
“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mal, bire bindir. Kur’an-ı Hakim’in nass-ı hadis ile herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin, on değil bin ve ayet-ül Kürsi gibi ayetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerifin Cum’alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır.”
“Bu mübarek Ramazan-ı Şerif’teki dualar, ihlas bulunmak şartıyla inşaallah makbuldür.”
“Ramazan-ı Şerif’teki oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır.”
“Ramazan-ı Şerif; bu fani dünyada, fani ömür içinde ve kısa bir hayatta baki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder, kazandırır.”
“Ramazan-ı Şerifteki oruç onbeş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır ve tahammül ve bir riyazettir ve bir idmandır. Demek, beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilacı da oruçtur.
Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer.”
“Ramazan-ı şerifte hayrı birden bine çıkan evradlarımızla meşgul olup ilmi derslerimizle bu cüz’i, geçici sıkıntılara ehemmiyet vermemeğe çalışmak büyük bir bahtiyarlıktır.”
“Ramazan-ı Şerifteki oruç; en gafillere ve mütemerridlere, za’fını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor.”
“Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki: Kendisi malik değil, memluktür; hür değil, abddir. Emir olunmazsa en adi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakiki vazifesi olan şükre girer.”
“Bu mübarek Ramazan-ı Şerif’teki dualar, ihlas bulunmak şartıyla inşaallah makbuldür.”
Orucun farz kılındığını bildiren ayetlerin hemen ardından, ramazanın insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği ay olduğu belirtilir ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilir (el-Bakara 2/185)
Hz. Peygamber, ramazan ayını mübarek bir ay olarak nitelendirmiş ve bu ay girdiğinde “cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığını ve şeytanların bağlandığını” söylemiştir (Buharî, “Savm”, 5; “Bed’u’l-halk ”, 11; Müslim, “Sıyâm”, 1).
Ayrıca “inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını” haber vermiştir (Buhârî, “Îmân”, 28; “Savm”, 6; Müslim, “Müsâfirîn”, 175)

