Oruçlu İçin Müstehap Olan Şeyler

Müstehap, İslam’da yapılınca sevap sayılan, yapılmayınca günah olmayan eylemlere verilen isimdir. İslam’a göre müstehaplar, Allah’ın yapıldığında hoşnut olduğu eylemler olarak görülür ve bu nedenle klasik İslam alimleri tarafından yapılmaları tavsiye edilir.

Orucun geçerliliği ile doğrudan ilgili olmamakla birlikte bazı davranışlar oruçlu için güzel görülmüştür. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  • Sahur yapmak: Sahur gecenin imsaktan biraz önceki seher vaktidir. Sahura kalkmanın amacı, hem bir şeyler yiyip içmekle güç kazanarak daha rahat oruç tutmayı sağlamak hem de Hz. Peygamber’in sünnetine uyarak gecenin feyiz ve bereketinden istifade etmektir. Peygamber’in sahura kalkmayı teşvik ve tavsiye eden birçok hadisi vardır. Hz. Peygamber (s.a.) “Sahura kalkın. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır” buyurmuştur (Buharî, “Savm”, 20). Sahuru sabah vakti girinceye yani imsak vaktine kadar geciktirmek de müstehaptır.
  • İftarı geciktirmemek: Akşam vakti girince hemen bir yudum su veya bir hurma gibi az bir şeyle de olsa iftarı yapmak da müstehaptır. Hz. Peygamber “Ümmetim iftarı acele yapıp sahuru geciktirdikleri sürece hayır üzerinedir” diye buyurarak bunu teşvik etmiştir.
  • Oruç açılırken dua edilmesi: Oruç açılırken dua edilmesi sünnettir. Herkes kendi içinden geldiği gibi dua edebilir. Öteden beri yapılagelen ve hadis kaynaklarında geçen şu dua örnek bir iftar duası olarak gösterilebilir: “Allahım senin rızanı kazanmak için oruç tuttum. Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Sanan inanıp güvendim. Ey lutuf ve ihsanı geniş olan rabbim, beni bağışla.” (Farklı ifadelerle Ebu Davûd, “Savm”, 22)
  • İftar vermek: Hâli vakti yerinde olan kimselerin özellikle oruçlu ve ihtiyaçlı olanlara, dost ve yakınlarına iftar yemeği vermesi de müstehap, yani güzel ve sevap olan bir davranıştır. Bu vesile ile insanların birbirleriyle kaynaşması sağlanmış olur. Hz. Peygamber bir hadislerinde “Oruçlu bir kimseye iftar ettiren, onun sevabından hiç bir şey eksilmeksizin bir o kadar sevap kazanır” (Tirmizî, “Savm”, 42; İbn Mace, “Sıyam”, 45) buyurmuştur. Ramazanda iftar yemeği yanında, yoksulların da iftarlarını rahatlıkla yapabileceği ortamı hazırlamak, onlara maddi destek sağlamak, gıda yardımı yapmak da önemlidir. Halkımız, farz olan zekât mükellefiyetini de genellikle bu ayda yerine getirmek suretiyle toplumun huzuruna, hep birlikte sevinmesine imkân sunmaktadır.
  • Oruç tutan kimsenin bütün organlarını haram işlerden uzak tutması, özellikle dilini boş ve gereksiz sözlerden, yalan ve dedikodudan uzak tutması da müstehaptır. Hz. Peygamber’in şu sözleri bu hususlara dikkat çekmektedir: “Yalan konuşmayı, yalan sözlerle amel etmeyi terk etmeyen kimsenin yemesini, içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhari, “Savm”, 8) “Biriniz oruç olduğu zaman kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Bir kimse kendisine sövecek olursa ona “ben oruçluyum” desin.” (Buharî, “Savm”, 2; Muslim, “Sıyam”, 130)
  • Sabah namazının vaktini geçirmemek kaydıyla cünüp kişinin bu hâliyle oruçlu olması caiz ise de ibadete temiz olarak başlaması için imsaktan önce boy abdesti alması, hayız ve nifastan kesilen kadınların da aynı şekilde davranması müstehaptır.
  • Oruçlu kimsenin mümkün oldukça vaktini Kur’an okumak, salavat-ı şerife getirmek şeklinde zikir ve tespihle geçirmesi de aynı şekilde müstehaptır.
  • İmkânlar ölçüsünde oruçlunun özellikle ramazanın son on gününü itikâfta geçirmesi de güzel davranışlardandır. Böylece kişi kendisini günahlardan daha çok korumuş, tefekkürle olgunlaşmaya yol bulmuş olur. İtikâf, bir mescitte ibadet niyetiyle belli kurallara uyarak inzivaya çekilmek anlamına gelir. Hz. Peygamber’in özellikle ramazanın son on gününü itikâfa girerek geçirdiği hadis kaynaklarında nakledilir (Buharî, “İtikâf”, 3; Tirmizî, “Savm”, 80). Hz. Peygamber’in her ramazanda itikâfta bulunmasından hareketle Hanefiler itikâfı kifaî müekked sünnet olarak değerlendirirler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir