Ahh Kadın
Kadın… Kadın…Kadın…
Kadın şiirlere, destanlara, filmlere konu olmuş. Kadın ailelere, devletlere temel olmuş. Kadın savaşlara, fitnelere sebep olmuş…
Kadın anne olmuş, eş olmuş, evlat olmuş, dost olmuş her şeyden evvel insan olmuş kul olmuş.
Kadın o kadar çok terkibin ham maddesi olmuş ki nerde o terkipleri ifsad etmek isteyen bir el olsa önce kadına uzanmış.
Kim nerede bir isyan bir tuğyan başlatacak olsa kadına ilişmiş. Kim hangi iradeye, hangi iktidara, hangi meşru kuvvete karşı bir ihanet içine düşerse evvela o irade, o kuvvetin en evvel eşine musallat olmuş.
En bariz misali şeytanın Hz. Havva’ya musallat olması gibi. Şeytanın Hz. Havva hanıma musallat olması onun zafiyetinden değil Hz. Adem (as)’a desteğindendir.
Hz. Peygamberimize musallat olan münafıkların Hz. Aişe validemize musallat olduğu gibi.
Tarihe bir seyr-ü sefer etsek bu misallerin yüzleri binleri bulacağı bir hakikattir. Kanuni sultan Süleyman’a harp meydanlarında teslim-i silah eden Avrupa’nın yüzyıllar sonra bile kinini taze tutup Sultan Süleyman’ın haremi Hürrem Sultan’dan intikam aldığı gibi.
Tarihin her safhasında olduğu gibi bugün de tarihe kara sayfalar olarak düşecek olan günümüzün komiteleri de kadınları hedefe almışlar. Meydan muharebelerinde galebe edemedikleri Müslümanları kadınlarını ifsad ederek mağlup ettiler ve yerden bir daha kalkmamak üzere darbe üzerine darbe vuruyorlar. İşin garibi şu ki, kadın erkek herkes bu mağlubiyeti kabullenmiş hatta hatta bu şer odakları kadınları devlet eliyle ifsad ediyorlar. Doğrusu böyle bir maharet alkışı hak ediyor.
Aslında bu öyle bir hıyanet ki kökü, menbaı Müslümana değil Allah zül-celale karşıdır. Yazının başında dedik ya!
Allah kulluk etmeyip isyan eden müşrikler güruhu Allah’ın cenneti ayakları altına serdiği kadını yoldan çıkarmakla Allah’a harbi en üst perdeden başlatıyorlar. Nasıl mı?
İslamiyet’ten önceki asırlarda bir çok kavim kendileri tasavvur edip sûretlendirerek taştan, tahtadan hattan undan yaptıkları ilahlara tapıyorlardı. Allah’ı bırakarak Kur’an-ı kerimde “inase” olarak haber verilen bu putlara dua ederlerdi. Bunların nazarında ilah mefhumu, mabud tasavvuru her şeyden evvel bir kadın hayalidir. Bunun içindir ki, putların ekserisi, inas(kızlar, kadınlar) suretinde ve inas ismindedir. Yunanlılar ve sair putperest akvamın putları da dişidir. Cahiliye devri Arapları da meleklerin Allah’ın kızı olduğunu kabul ederlerdi. Sonra melekleri temsilen bir takım putlar yaparlar ve onlara “lat, menat, uzza” gibi kadın isimleri takarlardı. Sonrada Allah’ın kızlarını temsil ettikleri iddiası ile putlara taparlardı.
Yani müşrik ruhunun gaye-i ma’budu kadındır. Onun nazarında taabbüdün en büyük misali taabbüd-ü nisvandır. O bütün zevkini, bütün ilhamını kadından almak ister, kadın zevki onun için azami lezzât olur. Onun bütün hayalâtının başında bir kadın hayali vardır.
Ve bundan dolayı her oturduğu yerde, her hürmet edeceği mevkide güzel bir kadın resmi arar. Esnamın ve hele ekser esnamın kadın ismiyle tesmiye edilmiş olmasında kadın taabbüdünün ruha hâkim olmasından meydana gelir.
Bu suretle fevkalade veya muhayyel güzellerin suretleri tamim olunarak onların hayalleri karşısında diğer kadınlar tahkir edilir. Ve en çirkin bir kadının en güzel bir puttan daha kıymetli olması lâzım gelirken mabudunu kadın telâkki eden müşriklerin elinde hakiki kadınlar öyle bir ibtizale düşerler ki hürmet şöyle dursun en basit hukuku insaniyeden bile mahrum edilirler. Davaya bakarsanız kadın her şeydir. Fiiliyata bakarsanız kadın oyuncakların en sefili olmuştur.
İşte müsteşriklerin öyle bir dalâleti ve şeytanların öyle bir desisesidir ki her hangi bir şey’i sevecek olsalar ona mutlaka bir kadın tasavvuru karıştırırlar. Güneşe taparlar dişi tasavvur ederler. Yıldıza taparlar dişi tasavvur ederler, Melâikeye taparlar, inâs tasavvur ederler ve bu suretle bütün zevk taabbüdü şehevatta toplayıp hakları hakikatleri hayallere feda ederek kadın hayalleri karşısında hakiki kadınları payimal ederler.
Zavallı kadınlarda bu tuzağa düştü. Asıl hürmet göreceği yuvasını terk edip asıl vazifesi olan analığı azgın şehvetlerin kurbanı ettiler. Sadece eşine takdim edeceği güzelliklerini sokaklara servis ettiler.
Komünist Lenin’in sözde özgürlük bildirgesinin birinci maddesi kadınların cinsel ve ekonomik olarak özgürlükleri elde etmeden hiçbir kadının özgür olamayacağıdır. Bu meselede tam serbestlik kazanan Müslüman kadınını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının nezdinde tebrik ediyoruz!

