HAD – KISAS – TAZİR
Bütün dinlerin amacı insanların dinlerini, canlarını, akıllarını, nesillerini ve mallarını korumak ve muhafaza altına almaktır.
İslamda bu beş değeri korumak için suçlar ve cezalar belirlenmiştir. Bu suç ve cezaları delilleriyle gösterilmiştir. Hangi suç, hangi ceza neye göre?
İslamda suç ve ceza (ukubat) iki çeşittir.
1) Suç ve cezası Allah tarafından belirlenenler: Had ve Kısas
2) Suçu Allah tarafından cezası islami idare tarafından belirlenenler: Ta’zir
HAD: Allahu Tealanın hakkı olarak tayin ve takdir edilmiş vacip bir cezadır. Had cezalarında af yoktur.
Hanefilere göre: Hadler beş çeşittir.
1-Zina haddi
2-Kazf (zina iftirası)
3- Sirkat (hırsızlık haddi)
3B- Yol kesicilik (hırabe) haddi ve bağilerin (isyancıların) hükmü
4- Şarab ve diğer sarhoş edicilerle ilgili had cezası
5- İrtidat etme (islamdan dönme) haddi
TAZİR: Tazir, asıl olarak men etmek, engel olmak manasına gelir. Düşmanın zarar vermesini engellediği için yardım etmek manasına tazir, denir. Sonra tazir, daha çok had cezasından aşağı derecede bulunan tedip etme, aşağılama, tahkir etme manasına kullanıla gelmiştir.
Tazirin tarifindende anlaşıldığı gibi hakkında had ve kısas bulunmayan suçlara verilir. Tazir yoluyla cezalandırılan bazı suçlar şunlardır;
a- Dine ahlaka ve umumi adaba aykırı olarak yapılan hareketler.
b- Ramazanda özür olmadığı halde açlıktan oruç yemek.
c- Halk arasında yayılan bid’atlardan kaynaklanan suçlar.
d- Mübarek şahıslar ve mübarek makamlara karşı yapılan saygısızlıklar.
e- Devletin meşru emirlerine uymamaktan neş’et eden suçlar.
f- Yalan şahidlik, yalan yere yemin etmek
g- Memuriyeti suiistimal.
ğ- Rüşvet alıp vermek.
h- İçkinin dışındaki uyuşturucuları kullanmak veya ticaretini yapmak.
ı- Kalpazanlık yapmak (sahte para basmak)
i- Hileli iflas dolandırıcılık
j- Kumar vs. gibi haram kazançla uğraşmak.
k- Alışverişe hile karıştırmak.
l- Sözle, fiille, hatta bakışıyla halk, rahatsız etmek.
Bunlar tazir cezası için verilen suçların tamamı değildir. Bunlar örnek olarak zikredilmiştir. Tazir cezası uygulama yetkisi de diğer suçlarda olduğu gibi devlet başkanına veya onun tayin ettiği bir görevliye aittir. Tazir cezası imam ebu Hanife ile İmam Muhammede göre en fazla otuz dokuz en az üç sopa olabileceğini söylerler.
KISAS: Kısas cezası adam öldüren katilin öldürülmesi,yaralayan kişiye aynı şekilde yaralama cezası verilmesidir. Kısas cezası adalettir. Kısas cezası cinayetleri engellemek içi çok büyük bir önlemdir. Bu cezanın olması ile toplumda cinayet vakalarının sık sık görülmesi önlenmiş olur. Kısas cezasını uygulamayan ülkelerde cinayet oranının ve cinayet sayılarının yüksekliği açıkça görülmektedir.
EY AKIL SAHİPLERİ ! KISASTA SİZİN İÇİN HAYAT VARDIR. UMULUR Kİ (BU HÜKME UYARAK ) KORUNURSUNUZ. ( BAKARA 179. AYET.)
Fıkıh ilmindeki akitlerin hükümlerine dair bilgiler, cihadın tanzim ve tertibi, hadler ve cinayetler (suçlar) hakkındaki ayrıntılar, İslami kaza ve muhakeme ile islami düzenin kaide ve prensipleri, bütün dünyanın teşri ( yasama), hukuk ve muhakeme usulünde uzman fertleri katında yüksek bir yere sahip olan fıkhımızın büyük servetinden sadece bir kısmıdır.
Ne yazık ki, batı hayranı, aşağılık kompleksine kapılmış, kendime güvenini yitirmiş mevcut kanunların uygulaması altında hayata geçmiş bir çok faraziye ve ihtimallerden habersiz birtakım cahiller, zengin muhtevasını bilmedikleri islam fıkhı hakkında “ sadece bir yığıntı” diyebilmektedirler. Fikirleri, nazariyeleri, çalışmaları, tarih boyunca büyük insanların yükselmeye çalıştıkları yüce bir mertebe, bilginlerin erişmeyi arzuladıkları bir makam, filozof ve düşünürlerin sığınağı olmuş ulu islam alimlerinin görüşlerini bilmez gözükerek yahut bile bile terkederek batılılara dilencilik etmek bu cahil güruha daha tatlı gelmektedir.
Evet, ey bizim nesil! Haydi, islam fıkhına, onun bereketli servetine, tatlı pınarlarına koşunuz.. Allah teala size dininizin müsamahalı ve sade hükümlerini tatbik yolunda kolaylıklar versin. Uygun olanı almak, hakkı bulunduğu düzlükten alıp zirveye çıkarmak, batılıda bulunduğu çukurda zelil etmek için sadık bir yakin, olgun bir akıl, ince bir hisle sizleri donatsın. . Zira islam bayrağını yükseltmek, İslam fıkhı, İslam düşüncesi ve yapıcı islami tebliğe göre kurulmuş pratik bir hayat için sağlam bir alt yapının hazırlanmasını gerektirmektedir. Çünkü davet ve tebliğ sadece parlayan bir duygu ya da içi boş, kapasite ve metodu olmayan bir yapı değildir. Bu alt yapının hazırlanması islam davasının yaşamasını temin etmek için gerekmektedir ki ; ta ki, sağdan soldan esen fırtınalar veya düşmanların tedbir ve tahrikleri önünde eğilip bükülmesin, sarsılmasın.
İşte islam fıkhı, bütün mezhepleriyle beraber, İslam’ın her çağda uygulanabilir olduğuna bir delil, İslam kimliğinin derlenip toparlanmasının gerçekleşmesi için bir üslüp mahiyetinde bulunmaktadır.

