YEMİN

SUAL: HEM ŞEKİL HEM DE MANA İTİBARİYLE ALLAH’TAN BAŞKASINA (mahlûka) YEMİN ETMENİN HÜKMÜ NEDİR?

Kişi Allah’tan başkası adına mesela; İslam’ın Allah’ın peygamberlerinin, melekleri, Kâbe, namaz, oruç, hac gibi şeylere yemin ederse veya: ”Allah’ın kızgınlığı ve azabı üzerime olsun” derse yahut ataları veya çocuklar adına yemin ederse veya ashap, gök, yer, güneş, ay, yıldız ve benzeri şeyler adına yemin ederse veya mesela:

”Senin ömrün hakkı için, hayatın hakkı için, senin hakkın için” gibi sözler söyleyecek olursa, ilim adamlarının icmasıyla bu yemin olmaz ve mekruh olur. (Fethu’l Kadir)

ALLAH ADI İLE YAPILAN YEMİN ÜÇ NEV’İDİR :

         1-) YEMİN-İ GAMUS :

Bu, mazide (geçmiş zamanda) veya halde (şimdiki zamanda) bilerek, yalan yere yemin etmektir. Böyle yemin etmek büyük günahtır. Yapanın tevbe ve istiğfar etmesi gerekir. Bu yeminden dolayı kefaret yoktur.

        2-) YEMİN-İ LAĞV :

Bu yemin, geçmişte veya halde “olmuş zannı ile” yapılan yemindir. Halbuki iş yeminin aksine yapılmış olmuştur.“Vallahi, şu işi yaptım” diye yemin ettiği halde o işi yapmamış olan, fakat yaptığını zanneden kimsenin yemini böyledir. “Yaptım” diye yemin ettiği halde, o işi yapmamış olan, fakat yaptığını zanneden kimsenin yemini de yemin-i lağv’dır. Uzaktan gördüğü bir adam için : “Vallahi bu gerçekten Zeyd’dir.” Diyen ve onu Zeyd zanneden halbuki gördüğü Amr olan kimsenin yemini de böyledir.  Bu şekilde yeminlerin sahiplerinin de sorumlu olmayacağını umarız. Geçmişte yapılan yemin, eğer kasten yapılmamışsa onun dünyada da, uhrada da hükmü yoktur.

3-) YEMİN-İ MÜN’AKİDE :

Yemin-i Mün’akide dört nev’idir :

  1. İyiliği tamamlamak üzere yapılan yemin :

Emredilen bir ibadeti yapmak; veya yasaklanan bir şeyi yapmamak üzere yapılan yemindir. Zaten, yemin etmeden önce de, kişinin bunu yapması farz idi.

  1. Yapılması caiz olmayan şeyi, yapmak veya taati terk etmek için, yapılan yemin : Böyle bir yemin, caiz değildir.
  2. Yemini bozup bozmamak arasında muhayyer kalan, fakat, bozması hayırlı olan kimsenin yemini : Bu şahsın, bu yeminini bozması menduptur.
  3. Mübah olan bir şey hakkında yapılan yemin : Bu yemini muhafaza etmek daha evladır.

bir kimse ailesiyle ilgili bir yemin eder; bu yemin sebebiyle ailesi zarar görürse, yeminini bozarak kefaret vermesi gerekir. Zira Rasulullah (s.a.v)’in:

Vallahi birinizin ailesi hususundaki (ona zarar veren) yemininde ısrarı; kendisini Allah katında Allah’ın farz kıldığı kefareti vermekten daha günahkâr yapar.” (Sahih-i Müslim)

UNUTANIN ve MÜKREHİN HÜKMÜ NEDİR?

Hanefilere göre; yeminin bozan kişi ister kasten, ister yanılarak, ister hataen veya uyuyarak olsun, ister baygın, deli veya mükreh olsun mün’akide olan yeminin bozulması halinde kefaret vaciptir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de :

Fakat O, bağlanmış olduğunuz yeminleriniz yüzünden sizi sorumlu tutar.” (Maide, 89)

buyrulmuş ve kasten, unutarak veya başka şekilde yeminini bozan arasında herhangi bir fark gözetilmemiştir.

YEMİNİ KEFARETİ NEDİR?

Yemin kefareti, yaptığı bir yemine bağlı kalmayıp onu bozan bir Müslüman gereken bir kefarettir. Eğer gücü yetiyorsa, Müslim veya gayri Müslim bir köle ve cariye azad etmekten veya on fakiri akşam sabah doyurmaktan ibarettir. Yahut on fakiri birer parça orta halli birer elbise giydirmektir. Bu üç şeye gücü yetmiyorsa üç gün arka arkaya oruç tutar. Bu oruç arasına, hayız sebebiyle dahi olsa, bir kesinti girerse yeniden tutulması gerekir.

Bir kimse yeminini bozmadan kefarette bulunamaz. Çünkü kefaret bir tevbe demektir. Tevbe ise, günahtan sonra yapılır. Bir de kefaret yeminde, sadık olma yerine geçer.