Ahirzaman Zombileri

        Zombi, lügatte öldükten sonra dirilen varlık anlamına geliyor. Gerçeklikten öte, genelde filmlerde yahut dizilerde, insan olmaktan sıkılmış canlıların, arayışlarına karşılık vermek için oluşturulan bir kavram. Aklı başında bir insan zombilere inanmaz tabi. Çünkü onlar tip  itibariyle vücudunun bazı kesimleri çürümüş hatta yok olmuş, gözler donuk, eller havada, amaçsız sağa sola koşturan varlıklar olup en belirgin özellikleri ise insan gördüklerinde, var güçleriyle onlara saldırıp yaşam pıhtısını alıp kendilerine benzetmek istemeleridir. Peki ya aklımız başımızda değilse ne olacak?

Sokaklarda canınıza kast eden et yığınları görmüyorsunuz diye kendinizi akıllı mı zannediyoruz yani? Ne yani gözünüz görmüyor diye zombileri de mi yok sayacaksınız? Ruhu zikirsizlikten çürümüş, hatta yok olmuş; harama bakmaktan gözlerinin feri kaçmış, bön bön bakan; dünya malına müptela olmuş, daima elini ona uzatan; ne yaptığını bilmeden, bir türlü bitmeyen dünya işlerinin telaşına düşen zombilere yok diyorsunuz öyle mi? Yanlış. Zombiler gerçek…

Zombiler doksan yılı aşkındır ülkemizde yaşam sürüyorlar(!). Hatta çürümüş ruhlarından sokaklar yaşanmaz halde. Nerde iman ateşiyle hayat bulan birini görseler hemen onu parçalamak için adapte olmuşlar. Onun için olsa gerek; iman ateşi, gözleri çakmak çakmak edemediğinden beri kalplerin tozunu pasını siler olmuş, kalbi temiz zombiler çıkmış her yerde. Allah’ı zikretmeyen ağızları, salyalı zombi bahaneleri doldurmuş.  Secdeye gitmeyen alınlar, cehennem plakaları olmuş. Dünyaya çivi çakan zombiler ölümü öldürmenin derdinde.  Durum vahim. Nefes almaktan ibaret et yığınları dünyanın kökünü kurutmanın peşinde..  Hala zombileri göremeyenler var mı?

Bir insan doğar, yaşar ve ölür. Bir zombi ise ölür, dirilir, yaşar, yaşar, yaşar. Yaşar ama yaşamaktan bihaber. Zamanımızda insanlarda böyle değil mi zaten? Kalbi ölmüş, küfrü dirilmiş, günahında yaşıyor, yaşıyor ama Allah’tan bihaber. İşin acı tarafı ise Müslüman(!) olduğunu söyleyen bir kişi; kendisini Allah’ın yarattığı bilir, peygamberlerine ve gönderdiği kitaba inanır fakat Allah’ın yap dediğini yapmaz, peygamberinin sünnetine uymaz, gönderdiği kitabı yaşamak şöyle dursun, okumaz bile. Gözü verene, gözünü kapatmak; kulağı vereni, duymamak; hissi vereni, hissetmemek ne kadar acı.. Zombileri görmeyen aynaya baksın. İnkar edilecek, savunulacak, kısacası tutulacak bir tarafımız kalmadı. Zombi gibi yiyoruz, doyumsuz. Zombi gibi istiyoruz, sınırsız. Zombi gibi davranıyoruz, hukuksuz. Zombi gibi dolaşıyoruz, amaçsız. Zombi gibi yaşıyoruz, ahkamsız. Zombi gibi.. Zombi gibi.. Zombi gibi..

        Bize bir ruh üflenmesi lazım, ervahı ezeldeki gibi. Cesedimizi hayatlandıracak, kalpteki imanı zuhur ettirecek bir ruh. Harekete geçirecek, bütün uyuyanları uyandıracak bir ruh. Dünya bataklığına saplanmış bütün zombilere dönüp; “Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?diye haykıracak bir ruh..                 Bize bir şuur lazım; beyinleri yakacak, fikirleri kavuracak bir şuur. Şeytanın desiselerine, küfrün cazibesine, Allah’tan gayrı her şeye “La” diyerek silip atacak bir şuur. Davasını kendinden üste tutacak kadar, sahiplenmiş olma inancını gösterecek bir şuur. Davası için ölmenin ve yaşamanın keyfiyetinde olacak bir şuur..  

       Bize bir gençlik lazım;  Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik…

Allahın hükmünü yeniden hakim kılıp, Rasulün muştusu olacak bir gençlik.. Hakkın Hükmünü çağlara sunup, İslam’ı muzaffer kılacak bir gençlik..

Peygamber ahlakını üstüne giyip, ümmete rehber olacak bir gençlik…

Allah’a yemin ederek; Rasulu, Ashabı, Mekke’yi Medine’yi Kudüs’ü şahit tutup zalime kıyam edecek, İslam’ın izzet ve şerefini dik tutacak bir gençlik..

Kardeşim Üstad  Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de dediği gibi;

İnsanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. Mahiyetin değeri ise, himmeti nisbetindedir. Himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar…

Etrafına bakıp aldanma!!

Bir Müslüman gencin en büyük meziyeti okeye dördüncü olmak değil, Ümmetin gençlerine rehber olmaktır.

Bir Müslüman gencin en büyük mücadelesi yediye yedi halı saha maçı değil; küfrün karanlık sokaklarında iman meşalesini taşımaktır.

Bir Müslüman genç için en büyük özgürlük; Allah’ın yasaklarına karşı çıkmak değil, Allah’ın dinine hadim olmaktır.

Biz Allah’ın Hükmünü yeryüzüne hakim kılmayı hedef ittihaz etmişiz . Bize kaybetmek yok, zafer var. Bize ölüm yok, şehadet var.

Ne mutlu Hakkın Davasını yüksek tutanlara!!

Ne mutlu Hakkın Davası uğruna rahatını bozanlara!!

Ne mutlu Hakkın Davası için Hakka varanlara!!