İslâm’ın Kadına Verdiği Değer
Kadın; İlahi bir tabirle insanlığın tarlası ve bütün beşeriyetin anası. Hz. Âdem’e eş yaratılarak onu tamamlama vazifesi verilmiş kadına Hz. Havva ile. Soyundan peygamberler, veliler, sıdıklar ve nice şehidler gelecek ve biz onlarla cenneti dolduracağız ilahi vaadiyle cennetten yeryüzüne indirilen kadın.
Kadın; kıymet ve pahası ezelden tayin edilmiş âlemlerin rabbi tarafından cennet ayaklarına serilmiş muhterem varlık. Kâinatın en kıymetlisine Resul-i Zişan Efendimize (a.s.m) fani dünyadan namazdan sonra en çok sevdirilen varlık. Resullerin zevcesi, anası olma şerefine mazhar olan kadın. Dünya nimetlerinden sayılmış kadın. Horlanmamış, aşağılanmamış bilakis mahrem nazarlardan, kem gözlere uğramasın, incinmesin, sıkılmasın diye nadide bir mücevher gibi muhafaza edilmiş kadın.
Kadın hayâ ve edeple tezyin edilmiş iffetle yoğrulmuş her azası, her hassa ve letaifleri mahrem kabul edilip ayetle giydirilmiş müzeyyen bir taç olmuş başlara gönüllere İslam ile. İffetin ta kendisi edebin tarifi olmuş kadın nur-u iman ile.
İzzet ve haysiyeti, namus ve hukuku ilahi kanunlarla hususi takdir edilmiş ve muhafaza edilmiş bahtiyar varlık. Dinimiz, kadına en büyük değeri vermiş ve onun namuslu, temiz, vakarlı, haysiyetli ve şerefli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır. İslâm nazarında kadın, şefkat, merhamet, hürmet duyulması ve nezaket gösterilmesi gereken asil ve nezih bir varlıktır.
Bir kervanı kıymetli kılan taşıdığı yüktür. Evet, bu kadar kıymet ve paha biçilen kadın ne taşıyor acep, yükü nedir?
Melikin atiyyelerini matiyyeleri taşır ya işte onlarda nesilleri taşıyor omuzlarında, Cemiyetin yükünü çekmekte. Eş olabilmek fedakâr, samimi, sadakat ile ve anne olmak şefkat, merhamet ve sabırla cennetten rahmet kapısından çıkarılan Hz. Havva’nın yükünü paylaşmak için yeryüzünde. Ve onun asil vazifesini sürdürmek için âdemoğulları arasında.
Allah bana Hatice’den hayırlı bir kadın vermemiştir. Bütün insanlar beni yalanlarken, O beni tasdik etmiş; insanlar benden kaçarken, O beni malı ile desteklemiştir. Ve Allah bana başka hanımlardan değil, O’ndan çocuk ihsan etmiştir.
Demiştir Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ilk defa inanan ve O’na en büyük desteği veren Hz. Hatice (r.a) validemiz hakkında.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, kadınların narin, nazik ve kibar olduklarına işaretle, onların hiç kırılmaması ve incitilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir.
Bir hadîs-i şerîflerinde;
“… Kadınlar hakkında hayırlı olup nezaketle muamele etmenize dair vasiyetime itâat ediniz! Çünkü onlar eğe kemiğinden yaratılmıştır. Eğe kemiğinin en eğri tarafı üst kısmı (ortası)’dır. Eğer sen onu doğrultmaya uğraşırsan, kırarsın;kendi hâline bırakırsan, daima eğri kalır. O halde kadınlar hakkında hayır öğüdüme dikkat ediniz!” Buyurur Peygamberimiz fıtraten zaif, nazik ve himayeye muhtaç olan kadın hakkında.
Kadın, kahramandır. İnanınca davasına çevrilmez başı bir daha arkasına. Ta şehid olana kadar. İşte ilk İslâm şehididir. Hz. Ammâr (r.a.)’ın annesi Hz. Sümeyye (r.a), Mekke’de Müslümanlığı ilk kabul edenlerden ve bu yüzden dayanılmaz işkencelere uğrayanlardandı. Kendisine İslâm’dan ayrılması için yapılan her türlü eziyet ve zulme rağmen, hak yoldan dönmedi. Sonunda Sümeyye (r.a), Ebû Cehl’in süngüsü altında can vermiş ve Allah yolunda ilk İslâm şehidi olmak şeref ve mertebesine erişmiştir.
Kur’ân-ı Kerim’de “en-Nisâ”(Kadınlar) isimli, yüz yetmiş altı âyetlik uzun bir sûre olduğu gibi, ayrıca “Meryem” diye Hz. İsa (a.s.)’nın annesine atfedilen doksan sekiz ayetlik müstakil bir sûre daha vardır. Bunlardan başka; “en-Nûr, el-Ahzâb, el-Mümtehine, et-Tahrim ve et-Talâk” sûreleri de kadınlarla ilgili çeşitli konuları içine almaktadır.
İslâm cephesinde kadın, aile ocağında temel eğitimi veren ilk öğretmen ve mükemmel bir eğitimcidir. Çocuğun yetişmesi, her yönden gelişmesi, daha küçük yaşta iken güzel alışkanlıklar kazanması ve faydalı bilgilerle donatılması hususunda annenin rolü çok büyüktür.
Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinât ve mânevî derslerdir…
Diyerek kadının annelikteki ulvi vazifesini ne güzel dile getirmiş üstadımız Said Nursi hazretleri.
Baba, evin nafakasının temini için ömrünün ekserisini ailesinden dışarıda geçirmekte, çocuğu ile yeteri kadar meşgul olamamaktadır. Bu durumda, çocuğu asıl yetiştiren ve terbiye eden anne olmaktadır. Nitekim peygamberler, mürşid-i kâmiller, veliler, sultanlar ve daha nice büyük insanlar, hep mümtaz annelerin kucaklarında ve terbiyelerinde yetişmişlerdir.
Ahlâk kitaplarımızda; çarşıdan alınan değişik yeni bir şeyi, çocuklara bölüştürürken önce kızlardan başlanarak ikram edilmesi tavsiye edilmiş, kız çocukları daha hassas ve naziktirler, diye düşünülmüştür. Kız çocuklarının bakımı ve terbiyesi için her türlü fedakârlıkta bulunan anne ve babaların, büyük fazilet ve ecir sahibi olacaklarını Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, şu hadis-i şerifleriyle beyan buyurmuşlardır;
Kim, (iki veya üç) kız çocuğunu ergenlik çağına erişinceye kadar besleyip büyütürse, kıyamet gününde -iki parmağını birleştirerek- onunla şöylece beraber oluruz.
Bu da, yüce dinimizin kadına verdiği üstün değeri gösterir.
İbn-i Mâce, Ebu Ümame hadisinde Peygamber’in (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet etmektedir:
“Mümin kişinin takvadan sonra kazandığı en hayırlı şey, saliha kadındır; emrettiği zaman kendisine itaat eder, ona baktığı zaman kendisini neşelendirir, üzerine yemin ederse yeminini doğru çıkarır, yokluğunda da kendi nefsi ve kocasının malı konusunda ona ihanet etmez, samimi davranır.
Hakim, Müstedrek’te, Muhammed b. Sa’d’den, o da babasından Peygamber’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
“Üç şey vardır ki mutluluğa, üç şey de vardır ki bahtsızlığa sebep olur. Mutluluğa sebep olanlar:
1- Gördüğün zaman hoşuna giden, yanında olmadığın zaman kendi nefsi ve malından emin olduğun kadın,
2- Binek olarak kullandığın seni arkadaşlarına ulaştıran hayvan;
3- Bir de içi ve avlusu geniş ev.
Bahtsızlığa sebep olan şeyler ise:
1- Gördüğün zaman hoşuna gitmeyen, sana karşı koyup dır,dır eden, yanında olmadığında da kendi nefsi ve malın konusunda emin olmadığın kadın,
2- Tembel olan, kamçıladığında seni yoran ve bindiğinde seni arkadaşlarına ulaştırmayan hayvan,
3- Bir de müştemilatı az ve dar ev.

