Üç Nur Üç Zulmet
Yıl 1917 Rusya da Bolşevik ihtilali oldu. Lenin iktidara geldi. Lenin-Stalin-Troçki devleti ele geçirdiler. Çarı ve sülalesini ipe çektiler. Ve devleti ele geçirdiler. İşte bu birinci zulmettir. Devletin ele geçirilmesi komünizmin devlette hâkim kılınmasıdır. Kuvvetle yani Bolşevik ihtilalidir.
Uzun müddet Bolşevik ihtilalinin tesiri altında kalan cemiyet bolşevizme alıştı. Aile bolşevizme alıştı. İşte buda ikinci zulmettir. Önce sırf devlette idi, sonra cemiyet bunu kabul etti.
İkinci büyük zulmet: Kuvvet ile tahakküm altında cemiyet Bolşevikliğe alıştı, sonra ne oldu?
Üçüncü zulmet nedir? Ferd bolşevizmi kabul etti yani komünizm ferde indi. Ferdin kendi ideali haline geldi. İşte bu en dehşetlisi olan zulmettir.
İslam âleminde üç nur üst üste geldi. Nasıl geliyor? Bizde zaten devlet kalmadı 1. Dünya harbinde.
İslam’da devlet kalmadı, hepsi paramparça edildi. Tahakküm altına alındı. İstila edildi. Bir tarafı İngilizler, bir tarafı Fransızlar hepsi sömürge haline geldi. Türkiye’nin başına da Mustafa Kemal’i getirdiler. O en dehşetlisi en fenasıydı zaten.
Onun için ihyanın fertten başlaması lazım geliyordu. Risale-i Nurun neden ferdi hedef aldığının hikmetini anlayabiliyor muyuz?
Devlet yok, cemiyet tamamen dağılmış. Devletin ihyası için bizde işin tersinden başlaması lazım geliyor.
Birinci Nur…
Bizde zaten her taraf zulmet içinde. Ne devlet, ne cemiyet, ne ferd kalmadı. Birinci nur ferdin ihyası ile başladı. Türkiye’ de istiklal harbi patladı. Mehmet Akif bir yerde konuşuyor. Üstad hz. bir yerde at sırtında harbediyor. Risaleler yazılıyor. At sırtında İşarat-ül İcaz, Mesnevi Nuriye yazılıyor. Pakistan’da siyaset âleminde Muhammed Ali Cinnah ortalığı kasıp kavuruyor. Muhammed İkbal ilim noktasında ona destek veriyor. Hindistan uleması ayaklanmış. İslam da ferd uyanmaya başlıyor. Onlarda ferd çökerken bizlerde uyanmaya başladı. Birinci nur, esas nur budur. Ferd ihya olunca cemiyette kurtarma başladı. Kurtarılmış bölgeler çıktı ortaya. Toprak olarak değil yanlış anlaşılmasın. Herkes bir köşeyi tutmaya başladı. Nakşîler bir tarafı, kadiriler bir tarafı, nurcular bir tarafı da insanların ihyasına başladılar. Şu anda hem Türkiye’de hem de İslam âleminde ferdin ihyasından cemiyetin ihyasına geçilmeye başlandı. İslam’ı arzu eden İslam’ı benimseyen cemiyetler meydana gelmeye başladı. Sivil toplum örgütleri dediğimiz cemiyetler artık genişlemeye başladı. Bu bir kanundur. İslam’ı benimseyen cemiyet genişledi. Artık devleti zorluyor. Suriye, Ürdün, Lübnan Mısır, Türkiye zorluyor aynı kanunla. İslam devleti istiyor. İşte ikinci nur budur.
Şimdi Türkiye’ye gelirsek, hanımlara gelirsek, evler çökmüştür, aile çökmüştür. Ancak yeniden ihyası lazım geliyor. Ferdin nurunu elde etmemiz lazım geliyor. Hanım tek başına İslam’ın mümessili gibi hareket etmek zorunda. Mecburiyetinde. Bir Risale-i Nur talebesi olan hanım (bu İslam da her meslekte böyledir.) Biz nur talebesiyiz onu konuşuyoruz. Risale-i Nurun nurunu almış idealist bir hanım evvela kendisi birinci nuru tezahür ettiriyor. Bu kendini ister istemez cemiyetçiliğe götürüyor. Adam topluyor etrafına. Bundan sonra ne olacak? Evde televizyon, cep telefonu, internet, olarak fakat hiçbiri şerre kullanılmayacak. Türkiye bu noktaya gidiyor. Evdeki hanım ihya olursa bu böyle olur. Evin içi kadına aittir. Kadın evde müdire-i dâhilidir. O evin direğidir. Çocuk anaya bağlıdır ondan sorulur. Onların elinde yetişir. Onun için Üstad Hz. Risale-i Nurda diyor “İslam onları rahmeten davet eder, eski yuvalarına” Şimdi Aczmendi hanımları eski yuvalarını yeniden yapıyorlar. Bir örümcek hassasiyetiyle bir bülbül hassasiyetiyle eski yuvalarını yapıyorlar.
İslam numunesi olan yuvalarını yapıyorlar. O yuvaların adedi çoğalınca artık ferdi hareketlere gerek kalmayacak. O İslam numunesi yuvalarında kendi hizmetlerine devam edecekler. Eski yuva İslam yuvasıdır. Şimdiki yuvaların İslam yuvasına gelmesi lazım geliyor. Bir hanımın şu zamanda çarşaf ve peçe ile sokaklarda yürümesinden daha büyük cihad yoktur. Şeaire müteallik sünnetler, şahsi farzlardan üstündür. “farz ve vaciplerde şeairi İslamiye’de ve sünnet-i seniyyenin ittibaında, haramların terkinde riya girmez. İzhar-ı riya olamaz. Risale-i Nurun hakiki şakirtleri neşriyat-ı diniyelerinde ve ittibaı sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-ı kebairdeki takvalarında Kur’an hesabına vazifelidirler.

