Üveysilik Meşrebi

Asrımızın ilimde, kıyamda ve cihad sahasında küfre ve irtidat hareketlerine karşı çektiği elmas bir kılınç olan Risale-i Nur ve müellifi Hz. Bediüzzaman kendisine yapılan hüsn-ü zanları kendi namına kabul etmemiş, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi namına kabul etmiştir. Bunun gerekçesini “kendimi o makamlarda görmek haddim değil” diyerek şahsını değil davasını öne çıkarmıştır.

Risale-i Nur’u tasavvuf tarikatı olarak değil tarık-ı hakikat olarak beyan eden Hz. Üstad nurculuk mesleğini sahabe mesleği olarak tarif etmiş ve fitne-i ahirzamanda imanı kurtarmak hizmetine dikkatleri çekmiştir. Risale-i Nur en müşkil ve en ağır zamanlarda bu hizmeti yapmış ve yapmaya devam ediyor.

Risale-i nur dairesi, hazret-i Ali ve Hasan ve Hüseyin’in (r.a) ve Gavs-ı Azam’ın (k.s) ihbarat-ı gaybiyeleri ile şakirdlerinin bu zamanda bir dairesi olduğunu Hz. Bediüzzaman risalelerinde ifade etmektedir. Hatta Hz. Bediüzzaman kendisinin de dersini üveysi olarak bu şekilde aldığını emirdağ lahikası isimli eserinin birinci cildinde şu şekilde beyan etmektedir;

“zaten üveysi bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azam’dan (k.s) ve Zeynelâbidin (r.a) ve Hasan Hüseyin (r.a) vasıtasıyla İmam-ı Ali’den (r.a) almışım. Onun için hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”

Hz. Üstadın “ihlas kahramanı” dediği Hulusi Bey’de sohbetlerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Tarihte üç büyük üveysi vardır. Veysel karanı,  Bahaiddin Şah-ı Nakşbendi  hazretleri ve Hz. Bediüzzaman Said Nursi.

Yine Hz. Üstadın “sır katibim” dediği Mehmet Feyzi Kastamoni hazretleri ise Müslim Efendiye hususi bir sohbetlerinde;

” Üveysilik bir meşreptir. Kardeşim bende üveysilerdenim.” Buyurmuştur

Üveysilik nedir?

Üveysilik cismanî olarak görüşmeleri mümkün olmayan kişilerin rüya veya hal yoluyla manen görüşmeleridir. Yani Evliyanın ve Hızır’ın (as) nuraniyetinden veya Peygamber varisi olan Mürşid-i kâmillerin ruhaniyetinden faydalanarak manen yetişenlerin gittiği yolun adına “Üveysi denir.” Bu yolun piri Veysel Karani Hazretleridir. Bu yola da Üveysilik yolu denir.

Peygamber  (s.a.v) Efendimizi gözleri ile görmediği halde müthiş bir aşkla bağlı olan  Veysel Karani hazretleri bu aşk ve bağlılığıyla ulvi makamlara ulaşmıştır. Öyle ki Efendimizin (s.a.v;

“Üveysi karni ihsan ve iyilikte tabiinin hayırlısıdır” övgüsüne mazhar olmuştur.

Veysel Karani Hazretleri Peygamber Efendimizi görmeden, maddi değil, manevi feyzinden yararlanarak tekâmül etmiştir. Bu yolla pek çok evliya yetişmiştir.

Ebul Hasan Harakani (ks) Hazretleri, on iki yıl Beyazid-ı Bestami (ks) Hazretlerinden manen feyz almış, seyri sülûkunu tamamlamıştır.

Abdullah Tusteri Hazretleri de öyledir.

Aynı şekilde Bahaüddin Nakşibendî Hazretleri, Abdulhalik Gucduvani Hazretlerinin ruhaniyetinden feyz almıştır. Behâüddîn-i Buhârî’nin üstadı Seyyid Emir Külâl hazretleri idi. Fakat Hâce Abdülhâlık Goncdüvânî’nin ruhaniyetinden istifade ettiği için aynı zamanda üveysi idi.

Lâdikli Ahmet Efendi Hazretleri, Hızır’dan (as)  feyz almıştır.

Yine İslam büyüklerden Abdülhak-ı Dehlevi Hazretleri eserinde konuyla alâkalı şöyle bir beyanı var;

Peygamberler aleyhimüsselâm ve evliya vefat ettikten sonra, onlardan yardım istemeğe âlimler caizdir, olur dedi. Tasavvuf büyükleri bunun doğru olduğunu bildirdi. Büyüklerden çoğu üveysîlik yoluyla yükseldiler. Buyurmuşlardır.

Bayezedi Bestami hazretleri Caferi Sadık hazretlerinin ruhaniyetinden, Ebu-l Hasan Harakani,Bayezidi Bestami Hazretlerinin ruhaniyetinden,Ebu Said Ebu Hayr, Ebu-l Hasan Harakani’den  İbrahim bin Ethem , Veysel Karani Hazretlerinden feyz almışlardır.

.