Hırs

Hırs…Arzuların ve temayül kuvvetinin insanın latifelerini gasp etmesidir. Ruhun, aklın, kalbin, aklın esir edilip en nihayet efendisine efendilik etmek tavrıdır…

Hırs, zulümlerin, tahakkümlerin, savaşların kapısıdır…

Semavi dinlerin nizamından firar eden Avrupa medeniyetinin iktisat ve kanaatin esaslarını bozmasıyla ziyadeleşen elim bir hastalıktır.

Hırs;  hasaretin, mahrumiyetin ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.

Hırs; Kanaatsizliktir. Kanaatsizlik ise çalışmanın şevkini kırar. Şükür yerine şekva ettirir, tembelliğe atar. Ve meşru, helâl, az malı terk edip, gayr-ı meşru, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda izzetini, belki haysiyetini feda eder.

Bugün cemiyetin hangi kesimine “ahvalin nedir?” diye sorulsa her ağızdan “geçinemiyoruz, yetişemiyoruz, iki ucu bir araya getiremiyoruz” feryadlarını duyarsınız. Çünkü cemiyetten bereket kalkmıştır. Ömür sermayesini sefahatte bozuk  para gibi harcayan insan israfın esiri olmuştur. İsraf bereketi kaldırmıştır. İktisatsızlık ve kanaatsizlik ve hırs yüzünden bereket kalkmış,fakr-u zaruret-i maişet ziyadeleşmesiyle insanların nazar-ı dikkatlerini hayat-ı diniyeden hayat-ı dünyeviyeye celbetmiştir. Bu sebepledir ki, insanlar küçük bir dünyevi meseleyi büyük bir dini meseleye tercih etmektedir.

İktisat, kanaat ve tevekkül ve kısmetine razı olmanın dersini almayanlar şahsi menfaatleri için dünyayı ateşe verirler.  Oysa dünyaya ait hiç bir sebep şiddetli endişeye değmiyor.

Hem mala ve câha karşı gösterilen hırs sahibini riyaya sevkeder. Halbuki muvakkaten insana nezaret eden fani mal ve belalı şöhret  insanın malı değildir. İnsanın kendisine ait olmayan şeylerin tasasını çekmesi,  onun için ahiretini feda etmesi kâr-ı akıl değildir.

Hırs marazı, insanın hatta hayvanın esbaba ihtimamla yapışmasına sebep olur. Esbaba yapışmak ise insana nimetlerin hakiki sahibi olan Allah’ı (c.c) unutturur. Allah’tan gaflete düşen insan ve hayvan ise zillet ve hakarete uğrar. Mesela; köpek bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı hasene ile muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hattâ sadakat ve vefadarlığı darb-ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlâkına binaen, insanlar arasında kendisine mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmağa lâyık iken, maalesef insanlar arasında mübarekiyet değil necis-ül ayn addedilmiştir. Yine karınca hırs’ı sebebiyle ayaklar altında ezilmeye mahkum olmuş, arı  kanaatkâr olduğu için başların üzerinde uçmaktadır.

Hırs sahibi ümitsizliğe düçar olur. Çünkü sahibi olduğu maddi ve manevi  her şey Allah’ın kendisine takdir ettiği kadardır. Azaltmak veya çoğaltmak kendi elinde olmadığından elindekilerden de memnun olup şükür edemediği için daimi bir ümitsizlik hastalığına düşer.

Hz. Bediüzzaman Risale-i Nur’da; Ahlâksız insanlara yapılan: “Hased etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” gibi nasihatleri insanın fıtratını değiştirmek gibi güç yetirilmez, takat getirilemez bir teklif  olarak görmüş. Hırs hastalığına mübtela olanların yüzlerini hayırlı şeylere çevirip, mecralarını değiştirerek bu dehşetli hastalıktan kurtarılmasının reçetesini göstermiştir. Zira hırs hasleti insana  umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir.