Tahavvulât-ı Zerrât
Hem ukûlu hayrette bırakan hem hiçbir felsefenin eliyle keşfedilmeyen ancak Kur’an-ı kerimin icazıyla keşfedilen sırr-ı hilkati âlem ve tılsım-ı kâinat 24. Mektup, 29. Sözün ahirindeki remizli nüktede, 30. Sözün tahavvülat-ı zerratın altı adet hikmetinde keşfedilmiştir. Kâinattaki faaliyetnüma’nın tılsımını, hilkat-ı kâinatın ve akıbetinin muammasını ve tahavvülat-ı zerratdaki harekâtın sırrını keşif ve beyan etmişlerdir.
Kâinatta her şeyin temel maddesi ve cevheri, “zerre” ile tabir edilen en küçük bir maddedir. Buna atom ya da atom altı parçacıklar da denilebilir. Günümüzün teknik imkânları böyle ifade ediyor. Yarın daha küçük bir madde bulunursa, o zaman cevher o madde kabul edilir. Bu o kadar önemli bir husus değildir. Biz burada zerre olarak atomu temel alırsak, bir atomun eşya içindeki konumu ve harekât tarzı bugün bilimsel olarak çok kapsamlı ve geniş bir şekilde izah ediliyor.
Mesela, insan bedeninde çalışan atomların hareket planı, bedenin genel planı ile iç içedir. Yani bir atom hareket ederken, bütün bedenin genel plan ve dengesine uygun bir şekilde hareket ediyor. Şayet plansız ve gelişi güzel hareket etse, bütün bedenin sistemi ve dengesi çöker. Bu sebeple atom her adımında ve her hareketinde bedenin genel sistemine ve uyumuna uygun hareket etmek zorundadır.
Böyle bir hareketi yapabilmek için de ya atomun bütün bedeni bilir bir ilmi ve görür bir gözü var ve ona göre adım atıyor, demek lazımdır; ya da sonsuz ilim ve görme sahibi olan Allah’ın planı ve sevki ile hareket ediyor, demek gerekir. Atomun bütün bedeni ve bedenin kâinat ile olan ilişki ve münasebetlerini bilmesi imkân dâhilinde olmadığına göre, geriye ikinci şık olan Allah’ın sevki ve planı ile hareket ediyor, demek kalıyor.

